Archive for the ‘Uncategorized’ Category

Steppe - Ortaçağ’da savaş

Monday, August 18th, 2008

Ortaçağ’da savaş genellikle Ortaçağ Avrupası’nda kullanılan savaş tarzını anlatmak için kullanılır.

Ortaçağ Avrupası’ndaki teknolojik, kültürel, ve sosyal gelişme askeri taktikleri, süvari ve topçuluğun görevlerini değiştirerek savaş tarzının çok önemli derecede bir dönüşüme uğramasına neden olmuştur. Dünya’nın diğer bölgelerinde benzer seyirler görülmüştür. Beşinci yüzyılda yoğun piyade kuvvetinden oluşan Çin orduları, kuzeydeki Türkler ve diğer göçebe halkları örnek alarak süvari ağırlıklı kuvvetlere dönüşmüştür. Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da Avrupa’ya benzer hatta bazen daha üstün teknolojiler kullanılmıştır. Japonya’da ortaçağ savaş tarzı 19. yy.a kadar sürmüştür. Afrika’da da “Sahil” boyunca (Sahra çölünün güneyi, Senegal Irmağı havzası ile Kongo’nun kuzey bölümünü kapsayan bölge) ve Sennar Krallığı ile Fulani İmparatorluğu gibi Sudan devletlerinde 19. yy. boyunca ortaçağ savaş taktikleri ve silahları kullanılmıştır.


Ortaçağda savaşın kökenleri

Belki de en önemli teknolojik değişiklik üzengi’nin bulunmasıdır. Çin’de ve Orta Doğu’da uzun zamandır kullanılan üzengi, 8 yy. da Avrupa’ya gelmiştir. At yetiştiriciliği, daha gelişmiş demir ve çelik işçiliği ile birlikte üzengi çok daha güçlü süvari birliklerinin gelişmesine olanak sağlamıştır. Romalılar gibi daha önceki imparatorluklar, atlı savaşçıları daha çok hafif silahlarla kuşatılmış izcilik ve destek faaliyetlerinde kullanmışlardır. Ancak üzenginin kullanılması, binicinin otururken silah taşıyabilmeye olanak vermesi sayesinde süvarileri savaş saflarının en önüne getirmiştir. Avrupa’da ağır zıhla donatılmış şövalyeler merkezî kuvvet olurken, Moğolistan’da da hafif zırhlarla donatılmış atlı okçular önem kazanmıştır. Çin’ de ise asıl kuvvetler bu iki sınıfın arasına düşmekteydi.

Bir çokları II. Adrianople (Edirne) Savaşı’nı Roma İmparatorluğu döneminin sonu ve Ortaçağ’ın başı olarak görmektedir. Bu savaş süvarinin geleneksel piyade üzerindeki üstünlüğünü göstermiş ve sonraki yüzyıllarda görülecek olan ortaçağ savaş tarzının karakterini belirlemiştir.

Savaşlar daha çok az sayıda ve çok pahalı olan atlı savaşçıların etrafında geçmekteydi. Bu hem Ortaçağ’ın sosyal düzeninin bir ürünü hem de bu sosyal düzenin devam etmesini sağlayan bir durumdur. Atlı bir savaşçı olmak hem büyük bir yetenek hem de büyük bir eğitim gerektirdiğinden, daha önceki dönemlerdeki yurttaşlardan oluşan orduların aksine savaşçılık tam zamanlı bir meslek haline gelmişti. Bu toplumun soylular adı verilen üst sınıf ile çoğunluğu oluşturan alt sınıf olarak ayrılmasını kolaylaştırmıştır. Feodal soylular, merkezî olmayan devletler içinde çok büyük güç kazanmışlardır. Bu nedenle Roma lejyonları gibi büyük , örgütlü ve iyi eğitilmiş orduların bulundurulması zorlaşmıştır. Birliklerin çoğunluğunu bu derebeylerinin vasalları olan köylüler ya da paralı askerler oluşturmaktaydı.

Ortaçağ savaş tarzının sonu teknolojik ve sosyal değişiklerle olmuştur. Merkezî hükümetlerin gücünün artması düzenli orduların , ya da Fransız Compagnies d’Ordonnance gibi yarı düzenli orduların ortaya çıkmasını sağlamıştır.


Strateji ve taktik


Kuvvetlerin konuşlandırılması

Ortaçağ Avrupa orduları tipik olarak üç bölümden oluşurdu: Öncü birlik, merkez ve artçı birlik. Öncü birlik genelde okçular ve diğer uzun mesafe atış yapabilen sapancılar ve nadiren de basit ve hafif katapultlardan oluşurdu. Merkezde piyade birlikleri ve zırhlı süvariler (şövalyeler) bulunurdu. Artçı birlik olarak ise daha çevik atlı birlikler gelirdi. Normal intikal sırası öncü birlik, merkez ve artçı birlikti. Savaş alanında sağa öncü, ortaya merkez sola da artçı birlik yerleşirdi. Ordular büyüdükçe ise savaşalanına hangi sırayla geldiyseler o sırayla dizilmeye başladılar.

Her bölüm ya saf halinde ya da blok halinde dizilirdi. Saf halinde dizilmenin avantajı tüm askerlerin hemen hemen aynı anda çarpışmaya katılabilmesiydi. Yine de bir süvari hücumu saf halindeki bir dizilişi kolayca dağıtabilirdi. Blok halindeki diziliş daha sağlam olmasına rağmen Agincourt Savaşı’nda Fransızların başına geldiği gibi arka sıralardaki askerlerin çarpışmaya katılmasını geciktirebilirdi. Blok halindeki düzenin avantajı ön sıradaki bir askerin yaralanması halinde arkada yedek olması idi. Bu düzeni özellikle iyi eğitilmiş birlikler de dağıtmak çok zordu.

Süvari duruma göre değişik şekillerde dizilebilirdi. Bir avuç atlı bile etkili olabilse de süvari mızrağı taşıyan ve sık düzende hareket eden süvariler çok büyük ve etkili bir kuvvet olabiliyordu. En yaygın düzen saf düzeniydi. Genel olarak üç ya da dört sıra derinliğinde bir saf halinde sıralanan süvariler bu şekilde hücuma geçiyorlardı. Çok iyi eğitilmiş piyade birlikleri bu tarz bir saldırıya karşı koyabildiklerinden bazı birlikler üçgen dizilişle saldırabiliyordu. Bu tarz dizilişte en ağır zırhlılar üçgenin uç noktasında olacak şekilde bulunuyordu. Bu düzen piyade birliği ile karşı karşıya gelince safları yararak arkadan gelen piyade hücumuyla geride kalan kuvvetlerin dağıtılması sağlanıyordu.

Süvariler savaş alanında başat güç haline geldikçe onlara karşı çıkmanın yollarını da aramak gerekli hale geldi. Çok yaygın bir yöntem olarak altı metreye varan kargıları kullanmaktı. Süvari hücuma kalktığında bu kargıları taşıyan askerler çok sıkı bir kare ya da küre düzenine geçerek piyade hatlarının içlerine girilmesini engelliyorlardı. Atlar mızraklardan oluşan bir duvara doğru koşarak dalmıyorlardı. Arkayı ve yanları koruyan geniş kargı bloklarına sahip bir ordu, bozguna uğramadan etkili pozisyonlara girebiliyordu.

İngilizler tarafından bulunan bir başka yöntemde yoğun ok atışıdır. İngilizlerin kullandığı büyük yaylar bir uzmanın elinde yıkıcı silahlara dönüşüyordu. İngilizler, binlerce okçu aynı anda atış yaptığında çok az ordunun hücuma kalkabildiğini keşfetmişlerdi. 100 Yıl savaşları sırasında birçok Fransız şövalye “ yağmur gibi yağan oklar karşısında günün geceye döndüğünü” anlatmıştı. Düşman saflarına karşı yapılan birkaç salvo ok atışından sonra geri kalan düşman kuvvetini halletmek için İngiliz piyadesi ve süvarisi savaşalanına giriyordu.


Kuvvetlerin kullanılması

Bazı ortaçağ orduları çok az eğitimliydi ve birliklerin birbiriyle bağı pek yoktu. Savaş öncesi çok sınırlı bir şekilde planlama yapılabiliyordu ve savaş alanında iletişim çok zordu. İletişimi sağlamak için genellikle müzik enstrümanları, sesli komutlar, kuryeler, ya da görsel işaretler (flamalar, bayraklar, sancaklar, vb.) kullanılıyordu. Savaşların çoğu büyük çaplı arbedelerle devam ediyordu.

Öncü birliklerin saldırmasının amacı genelde düşmanın savunma hattında delik açmaktı. Okçular, piyadenin kalkanları üzerinden düşmana ok fırlatır, düşmanda karşılık vermek için hazırlanırdı.

Sonunda merkez hareket eder ve at üzerindeki şövalyelerle birlikte piyade de hücuma kalkardı.

Büyük toplar ortaçağın sonlarına doğru savaş alanlarına girdi. Çok yavaş olan atış hızları (savaş boyunca yalnız bir kere atış yapılıyordu) ve belirsiz atışları nedeniyle etkili bir anti-personel silah olmaktan çok psikolojik güç arttırıcıydılar.

Daha sonraları daha küçük toplar kullanılarak atış hızı belirsiz bir seviyede artsa da nişan almak daha kolaylaştı. Topları kullananlar rahatça korunabiliyordu çünkü toplar daha hafifti ve daha hızlı hareket ettirilebiliyordu.


Ricat (geri çekilme)

Ortaçağda aceleyle yapılan bir geri çekilme düzenli olarak yapılan bir geri çekilmeden çok daha fazla kayıp verdirebiliyordu. Kaybeden taraf geri çekilmeye başladığında artçı birliklerin hızlı süvarileri piyade baskısı altında kaçan düşmana yetişebiliyordu. Bir çok ortaçağ savaşında kaçarken öldürülen asker sayısı savaşırken öldürülenden fazladır. Atlı şövalyeler savaş esansında kargılı askerler tarafından korunan okçuları ve piyadeleri çok kısa sürede ve kolaylıkla öldürebiliyorlardı.


Müstahkem mevkiler

Merkezî devletlerdeki çözülme ana geçim kaynağı olarak geniş çaplı yağmacılık yapan bir dizi grubun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bunların arasında en dikkate değer grup Vikinglerdi. Bu gruplar genellikle küçük olduklarından ve hızlı hareket etmek zorunda kaldıklarından bölgedeki zenginlikleri ve halkı korumak amacıyla müstahkem mevkiler yapmak faydalı olmaktaydı.

Ortaçağ boyunca bu müstahkem yerler de gelişmiştir. Bunlar arasında birçokları için Ortaçağ’ın simgesi haline gelmiş olan kale en önemlisiydi. Kaleler, yöredeki elit tabakasına korunaklı bir yerde olma olanağı sağlıyordu. Kale içinde iken yağmacıların baskınından korundukları gibi bölgeden yağmacıları çıkarmak için atlı savaşçıları üzerlerine gönderebiliyorlardı. Daha sonraları kaleler, yöredeki diğer elitlerden korunmak için de kullanılmıştır.

Ortaçağ dönemi boyunca müstahkem yerlerin birçok önemli yararı olmuştur. Ortaçağda süregelen yağmacılığa karşı korunak olmuşturlar. Ağır süvari’nin açık alanda yapılan savaştaki üstünlüğü, müstahkem yerlere karşı bir anlam ifade etmiyordu. İlkel yollar, ya da yol olmaması kuşatma araçlarının taşınmasını zorlaştırıyor ve zaman kaybettiriyordu. Merkezî askerî örgütlenmenin genel olarak eksik olması da geniş çaplı ve uzun süren kuşatmaların yapılmasını güçleştiriyordu. Müstahkem yerler, elitlerin topraklarından çıkarılamamasını sağlamanın mükemmel bir yoluydu.


Ortaçağ kuşatma sanatı

Ortaçağ döneminde ordular kuşatma yaparken bir dizi kuşatma araçları kullanmışlardır: merdiven; koç başı; kuşatma kulesi ve çeşitli mancınıklar (mangonel, onager, balista, ve trebuchet) gibi. Kuşatma teknikleri arasında lağımcılık da bulunur.


Ekipmanlar


Kişisel ekipmanlar

  • Şövalye
  • Piyade
  • Mühendis
  • Okçu
  • Burgher


Silahlar

  • Ortaçağ kuşatma silahları
  • İngiliz oku
  • Tatar Yayı
  • Kılıç
  • Mızrak
  • Topuz
  • Kargı
  • Büyük yay
  • Zırh


Önemli Ortaçağ çarpışmaları

  • Chalons Savaşı (451)
  • İstanbul’a ikinci Arap kuşatması (718)
  • Tours Savaşı (732)
  • Anchialus Savaşı(917)
  • Brunanburh Savaşı (937)
  • Maldon Savaşı (c. 991)
  • Kleidion Savaşı (1014)
  • Stamford Köprüsü Savaşı (1066)
  • Hastings Savaşı (1066)
  • Malazgirt Savaşı (1071)
  • Levounion Savaşı (1091)
  • Crug Mawr Savaşı (1136)
  • Lizbon Kuşatması (1147)
  • Sirmium Savaşı (1167)
  • Miryakefalon Savaşı (1176)
  • Hittin Savaşı (1187)
  • Edirne Savaşı (1205)
  • Las Navas de Tolosa Savaşı (1212)
  • Bouvines Savaşı (1214)
  • Bannockburn Savaşı (1314)
  • Crecy Savaşı (1346)
  • Poitiers Savaşı (1356)
  • Grunwald/Tannenberg Savaşı (1410)
  • Agincourt Savaşı (1415)
  • Patay Savaşı (1429)
  • İstanbul’un Fethi(1453)
  • Towton Savaşı (1461)
  • Vaslui Savaşı (1475)
  • Bosworth Alanı Savaşı (1485)


Kaynakça

  • Contamine, Philippe. War in the Middle Ages. Oxford: Basil Blackwell, 1984.
  • Keegan, John. The face of battle : a study of Agincourt, Waterloo, and the Somme. London : Barrie & Jenkins, 1988.
  • Keen, Maurice. Medieval Warfare: A History. Oxford University Press, 1999.
  • McNeill, William Hardy. The pursuit of power : technology, armed force, and society since A.D. 1000. Chicago: University of Chicago Press, 1982.
  • Nicholson, Helen. Medieval Warfare. New York: Palgrave Macmillan, 2004,
  • Oman, Charles William Chadwick. A history of the art of war in the Middle Ages. London: Greenhill Books ; Mechanicsburg, Pennsylvania: Stackpole Books, 1998.
  • De Re Militari: The Society for Medieval Military History

MSN’i - MSN Messenger

Sunday, August 17th, 2008

MSN’i geliştiren Microsoft’un çıkardığı anında mesajlaşma yazılımı’dır. PC’lerde MSN kelimesinden sonra geldiğine şahit oluruz. Messenger telefon gibi bir iletişim makinasına benzer fakat messenger’de oturum açıp parolanızı girip arkadaşlarınızla iletişim kurabilirsiniz. Diğer bir şekliyle de eğlenceye odaklanmış insanların tercihidir. Bunun nedeni ise içinde birçok oyun barındırması ve çeşitli şekilleri (msn ifadeleri), titreşim, göz kırpmaları ve arka planlarla ilgi çekici bir hale gelir.Ayrıca kamerayla (web cam) sevdiklerinizi görebilirsiniz ve mikrofonla konuşabilirsinizde.

Capital of - Marion, Ohio

Friday, August 15th, 2008

Marion ABD’nin Ohio eyaletinin Marion County bölgesinde bir şehirdir. 2000 yılında yapılan nüfus sayımına göre şehrin nüfusu 35.318′dir. Marion County’nin yönetim merkezi olan Marion, Popcorn Capital of the World (Dünya’nın Popcorn Başkenti) olarak anılmaktadır.

ABD Nüfus Bürosu’na göre şehrin toplam yüzölçümü 29.5 km²’dir. Bu alanın 29.4 km²’si karadadır. Kalan 0.1 km² (%0.35) ise sudadır.


Dış bağlantılar

  • The Marion Times - Habeler, bilgiler
  • City of Marion Resmi Site
  • Marion County Tarih Topluluğu
  • Marion Online

Entegre olarak dağıttığı - Cülus

Thursday, August 14th, 2008

Cülus, Osmanlı Devleti’nde padişah tahta çıkınca yapılan törene verilen addır.


Cülus Bahşişi

Padişahın tahta çıkması üzerine dağıttığı bahşiştir.İki türlüdür, biri, belli ve kanunda belirtildiği gibi, bir defaya mahsus olarak verilir, diğeri ise, askerlerin ulûfelerine zam suretiyle verilmiş olurdu. Tahta çıkan her padişahın; “Kullarımın bahşiş ve terakkîleri makbulümdür, verilsin” suretinde bir belgeyi onaylaması gerekiyordu.

Osmanlı tarihinde ilk defa cülus bahşişi, 1389 tarihinde Kosova’da padişah seçilen Yıldırım Bayezid tarafından kapıkullarına verilmiş ve bu usul, I. Abdülhamid’in cülusuna kadar devam etmiştir.

Cülûs bahşişi verilmesi, Fatih Sultan Mehmet tarafından kanun hâline getirilmiş, Yavuz Sultan Selim de cülûs bahşişinde ödenecek paraları tespit etmiştir.

İlk zamanlarda padişahların tahta çıkış şerefine verdiği bir hediye şeklinde olan cülus bahşişi, sonraları bu halinden çıkmış, başıbozuk askerler bu bahşiş uğruna ihtilal yapmışlardır.


Kaynak

  • http://dallog.com/kavramlar/culus.htm

Oluruz. Messenger telefon gibi - Mecaz-ı mürsel

Wednesday, August 13th, 2008

Bir edebi sanat türüdür. Ad Aktarması, Düz değişmece ya da metonomi diye de adlandırılır.

Bir sözcüğü benzetme amacı gütmeden başka bir sözcük yerine kullanma sanatıdır. Günlük yaşamda da yaygınlıkla kullanılan mecaz-ı mürsel, iki nesne ve kavram arasında çok çeşitli ilgiler kurulmasıyla gerçekleşir. Neden yerine sonucun (bereket yağdı gibi), içindeki yerine kabın (sobayı yaktık gibi), özel yerine genelin (at yerine hayvan gibi), soyut kavram yerine somut adın (gözüme girdi gibi), yapıt yerine yazar adının (Siham-ı Kaza okuyorum demek yerine Nef’i okuyorum demek gibi) kullanıldığı çeşitli türleri vardır.

Cevabını alırsınız. - Yakup (İshak’ın oğlu)

Wednesday, August 13th, 2008

Serbest format yazınızı buraya yazınız
Yakup, İbrani din büyüğü ve atası Oxford İngilizce Sözlük, Jacob. İslamiyet’e göre peygamberdir. Babası İshak, amcası İsmail, büyükbabası İbrahim’dir. Yusuf’un babasıdır. Yakup’a tanrı tarafından İsrail ismi verilmiştir (Yaradılış 32:28). Kur’an’da da İsrail ismi Yakub yerine kullanılmıştır (Al-i İmran, 93). Bu nedenle Yakup’un oniki oğlunun soyundan gelenlere “İsrailoğulları” denir.

Yakup (İbranice: Yakubo) “sonra gelen, yerine geçen” anlamınaOxford İngilizce Sözlük, Jacob anlamına gelir. “Topuk” kökünden gelmektedir. Doğumu esnasında ikizkardeşinin topuğunu tuttuğuna inanılır İngilizce Vikipedi, Jacob. İsrail kelimesi “Tanrının yolunda, doğru yolda”İngilizce Vikipedi, Israelite (29.01.07) anlamına veya “Tanrıyla güreşen” anlamına gelir. İsra (İbranice:güreşmek) ve el (Semitik dillerde tanrı) kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur.


Yahudi ve Hristiyan kaynaklarına göre Yahudi kutsal kitabı Tanah ile Hristiyan kutsal kitabının ilk bölümü Eski Ahit aynıdır. Bu nedenle Yakup bahsi her iki dinde de aynıdır

Yakup’tan Yahudi kutsal kitabı Tanah’ın (Hristiyanlık’ta Eski Ahit) Yaratılış kısmında bahsedilir. İshak ve Rebeka’nın ikiz oğullarından küçük olanıdır. Doğum sırasına göre kendinden büyük olan ikizinin adı Esav’dır.

Büyüdüklerinde kardeşi Esav usta bir avcı oldu. Yakup ise sürekli çadırda oturuyordu. Esav babaları İshak’ın favorisi idi çünkü eve bol bol av eti getiriyordu. Yakup ise anneleri Rebeka’nın favorisi idi. Birgün Esav eve aç geldiğinde Yakup mercimek çorbası karşılığında “ilk oğulluk” hakkını kendisine vermesini istedi. Esav karnı aç olduğu için kabul etti. Yakup ona sözünden dönmeyeceğine dair yemin ettirdi.


Yakup’un İshak tarafından kutsanması

İshak yaşlandığında gözleri görmez oldu. Ölmeden önce sevgili oğlu Esav’ı kutsamak istedi. Esav’dan kendisine güzel bir av eti yemeği hazırlamasını istedi. Esav avlanmaya gittiğinde Rebeka Yakup’a Esav’ın kıyafetlerini giydirdi. Oğlak etinden güzel bir yemek yaptı ve Yakup’u Esav kılığında gönderdi. Yakup bedeni kardeşine nazaran kılsız olduğu için yakalanmaktan korkuyordu ancak İshak farketmedi. Giysilerini kokladı ve şöyle dedi:

“İşte oğlumun kokusu, sanki Rabbin kutsadığı kırların kokusu. Tanrı sana göklerin çiyinden ve yerin verimli topraklarından bol buğday ve şarap versin. Halklar sana kulluk etsin, uluslar boyun eğsin. Kardeşlerine egemen ol, kardeşlerin sana boyun eğsinler. Sana lanet edenlere lanet olsun, seni kutsayanlar kutsansın.”

Esav gelipte gerçek ortaya çıkınca İshak kandırıldığını anladı ancak sözünden dönmedi. Esav babasından kendisini de kutsamasını istedi. İshak, Yakub’u ona (Esav’a) egemen kıldığını belirtip şöyle dedi:

“Göklerin çiyinden, zengin topraklardan uzak yaşayacaksın. Kılıcınla yaşayacak, kardeşine hizmet edeceksin. Ama özgür olmak isteyince, onun boyunduruğunu kırıp atacaksın.”

Esav babası ölene kadar bekleyip, daha sonra Yakup’u öldürmeye niyetlendi. Rebeka bunu öğrenince Yakup’u evden uzaklaştırmaya karar verdi. Zamanla Esav’ın onu affedeceğini düşünüyordu. İshak’a giderek Hitit kızlarını kötüledi ve Yakub’un Hititli bir kızla evlenmesini istemediğini söyledi. Yakup’u Harran’da yaşayan kardeşi Lavan’ın yanına göndermelerini önerdi. İshak bunu makul bulup Yakup’a Kenan kızları ile evlenmesini istemediğini söyledi ve onu dedesi Betüel ve dayısı Lavan’ın yanına gönderdi. Lavan’ın kızlarından biri ile evlenmesini istiyordu. Uğurlarken, Yakup’u tekrar kutsadı ve “üzerinde yabancı olarak yaşadığı bu toprakları tanrının ona bahşetmesini” diledi.

Esav, ebeveynlerinin Kenan kızlarından hoşnut olmadığını öğrenince amcası İsmail’in kızı Mahalat’ı karılarının üzerine kuma getirdi.


Yakup’un düşü

Bu konunun ana maddesi Yakup’un Merdiveni’dir.

Yakup Beer-Şeva’dan ayrıldı. Yolda bir taşa başını yaslayıp uykuya daldı. Rüyasında yerden göğe uzanan bir merdiven gördü. Merdivenden melekler inip-çıkıyorlardı. Rabbi Yakup’a göründü ve şöyle dedi:

“Üzerinde yattığın toprakları sana ve soyuna vereceğim. Yeryüzünün tozu kadar sayısız bir soya sahip olacaksın. Doğuya, batıya, kuzeye, güneye doğru yayılacaksınız. Yeryüzündeki bütün halklar sen ve soyun aracılığıyla kutsanacak. Seninle birlikteyim. Gideceğin her yerde seni koruyacak ve bu topraklara geri getireceğim. Verdiğim sözü yerine getirinceye kadar senden ayrılmayacağım.”

Yakup uyanınca başını koyduğu taşı zeytinyağı dökerek kutsadı ve anıt olarak dikti. Bulunduğu yerin Luz olan adını Beytelfü olarak değiştirdi ve oraya “göklerin kapısı” dedi. Daha sonra şöyle bir adak adadı:

“Tanrı benimle olur, gittiğim yolda beni korur, bana yiyecek, giyecek sağlarsa, babamın evine esenlik içinde dönersem, RAB benim Tanrım olacak. Anıt olarak diktiğim bu taş Tanrı’nın evi olacak. Bana vereceğin her şeyin onda birini sana vereceğim.”

yemin çek


Yakup evleniyor

Yakup Harran’a ulaştı. Dayısı Lavan’ın yanında çoban olarak çalışmaya başladı. Dayısının Lea ve Rahel adında iki kızı vardı. Yakup Rahel’e aşık oldu. Lavan bir gün ne kadar ücret istediğini sorduğunda para yerine kızı Rahel’i istedi. Lavan, Rahel karşılığında yedi yıl çalışması gerektiğini söyledi. Yakup yedi yıl karın tokluğuna çalıştı. Lavan büyük bir şölen verdi ve aynı gece kızı Lea’yı Yakup’a eş olarak gönderdi. Yakup Lea ile yattı ve kızın Rahel olmadığının farkına ancak sabah vardı. Dayısına neden böyle yaptığını sorduğunda, ablası varken küçük kızla evlenemeyeceği cevabını aldı. Anlaşmanın böyle olmadığını söyleyince Lavan yedi yıl daha çalışması koşuluyla diğer kızını da Yakup’a verdi.


Yakup’un çocukları

Yakup’un Rahel’i daha çok sevmesi Lea’yı çok üzüyordu. Tanrı onun bu üzüntüsünü gördü ve Yakup’a ardarda dört oğul doğurmasını sağladı. İsimlerini Ruben, Şimon, Levi ve Yahuda koydu. Artık Yakup’un kendisine daha çok bağlanacağını düşünüyordu.

Rahel kısırdı. Bu durum onu çok üzüyordu. Bir aile kurabilmek ümidiyle cariyesi Bilha’yı Yakup’a verdi. Yakup Bilha’dan Dan ve Naftali isimlerinde iki oğul sahibi oldu. Rahel bu duruma çok seviniyordu. Lea’da cariyesi Zilpa’yı Yakup’a verdi. Yakup’un Zilpa’dan Gad ve Aşer isimlerinde iki oğul sahibi oldu. Lea, İssakar ve Zevulun adında iki oğul daha doğurdu ve toplamda Yakup’a altı oğul verdi. Lea’nın bir de kızı oldu ve ona da Dina adını verdi.

Rabbi Rahel’in dualarını kabul etti ve kısır olduğu halde ona bir oğul verdi. Rahel oğlunun adını Yusuf koydu. (Yakup ileride Kenan ülkesine dönünce Rahel’den Bünyamin adında bir oğlu daha olacaktır.)


Yakup’un Paddan-Aram’dan kaçışı

Yakup 20 yıl hizmet ettikten sonra dayısı Lavan’ın yanından ayrılmak istedi. Yakup Lavan’ın malına mal kattığı için Yakup’u göndermek hiç işine gelmedi. Yakup bir şartla kalacağını söyledi. Benekli ve kara koyunlarını kendisine verirse, Yakup’ta mal mülk sahibi olabilecekti. Lavan teklifi kabul etti ancak koyunların bir kısmını saklayarak Yakup’u kandırmaya çalıştı. Yakup da hayvanları güderken sadece güçlü hayvanları kendininkilerle çiftleştirdi ve kısa zamanda büyük bir sürü ve servet sahibi oldu. Lavan’ın serveti ise küçüldü.

Lavan’ın oğulları bu durumun farkına vararak Yakup’a diş bilemeye başladılar. Lavan’ın tutumu da değişti. Bunun üzerine Rabbi Yakup’a ülkesine dönmesini emretti. Yakup karılarını da kaçmaya ikna etti. Rahel ve Lea babaları kendilerini sattığı için kaçmakta bir mahsur görmediler. Rahel babasının putlarını çaldı ancak bundan Yakup’un haberi yoktu. Lavan ve oğulları evden uzakta iken tüm malları ve köleleri ile yola çıktılar. Fırat Irmağı’nı geçip Gilat dağlık bölgesine geldiler. Lavan ve oğulları peşlerine düştü. Yakup’un tanrısı Lavan’ın düşüne girerek Yakup’a kötülük yapmamasını söyledi. Bunun üzerine Lavan yetiştiği halde Yakup’a kötülük yapmadı. Putlarını neden çaldıklarını sorduğunda Yakup böyle bir şey yapmadığını, yapanın derhal öldürüleceğini söyledi. Çadırları didik didik aradıkları halde Rahel putların yüklü olduğu devenin üzerinde oturduğu için putları bulamadılar. Rahel adet döneminde olduğu bahanesiyle babası geldiğinde dahi oturmaya devam etti.

Lavan ile Yakup yere taştan anıtlar diktiler ve bu anıtların şahitliğinde birbirlerine kötülük etmeyeceklerine yemin ettiler. Yakup ayrıca Lavan’ın isteğiyle başka kadınlarla evlenmeyeceğine ve Lavan’ın kızlarına iyi davranacağına da yemin etti. Lavan kendi taşlarına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet veya Mispa adını verdi. Galet, “tanıklık yığını” anlamına gelir. Beraber yemek yedikten sonra Lavan kızları ve torunları ile vedalaştı ve evine geri döndü.


Kenan Ülkesi’ne ulaşır

Yakup Kenan Ülkesi’ne yaklaştığında ağabeyine haberciler gönderdi ve döndüğünü haber verdi. Esav’ın kendisini öldürmesinden korkuyordu. Esav’ın dört yüz adamla yola çıktığını öğrendi ve daha da çok korktu. Mallarını, kölelerini ve adamlarını iki kervan halinde ayırdı. Bu sayede en azından birini kurtaracağını düşünüyordu. Esav’a önden hediye kervanları gönderdi. Bunların Esav’ı yumuşatacağını düşünüyordu.


Ağabeyi Esav ile karşılaşması

Yakup Esav gelmeden önce cariyelerle çocuklarını en öne, Lea’yla çocuklarını arkaya, Rahel’le Yusuf’u da en arkaya dizdi. Karşılaştıklarında Yakup kendini yere atıp yedi kez yere kapandı. Esav onu kucakladı ve öpüştüler. Esav Yakup’u affetmişti. Hediyelerini de geri vermek için çok uğraştı ancak Yakup zorla kabul ettirdi. Esav’ın yola beraber devam etme teklifini hayvanların çok yorgun olduğunu söyleyerek kibarca reddetti. “Efendim, lütfen sen kulunun önünden git. Ben hayvanlarla çocuklara ayak uydurarak yavaş yavaş geleceğim. Seir’de efendime yetişirim.” dedi. Bunun üzerine Esav ayrıldı. Yakup Şekem Kenti’ne geldi ve yerleştiği araziyi yüz gümüşe satın aldı. Orada El-Elohe-İsrail adında bir sunak kurdu.


Şekem Kenti’nde yaşananlar

Şekem Beyi Hivli Hamor’un oğlu Şekem, bir gün kırda gezerken Yakup’un kızı Dina’nın ırzına geçti. Yakup ve oğlu buna çok öfkelendiler ancak Hamor, oğlunun Dina’ya aşık olduğunu, başlık olarak ne isterse vereceğini söyledi. Yakup’un oğulları tüm kentin erkekleri sünnet olmadıkça kızkardeşlerini vermeyeceklerini söylediler. Hamor, Yakup ve ailesinin çok zengin olduklarını, onları aralarına almanın Şekem Kenti için bir kazanç olduğunu söyleyerek halkını ikna etti. Kentin tüm erkekleri toplu halde sünnet oldular. Bunu fırsat bilen Şimon ve Levi Hamor ve Şekem dahil, tüm erkekleri kılıçtan geçirdiler. Tüm kenti yağmalayıp kadınlara el koydular. Yakup oğullarına çok kızdı ve “Kenanlılarla Perizlileri bize düşman ettiniz”, dedi.


Yakup’un tanrı tarafından “İsrail” olarak kutsanışı

Tanrı Yakup’a Beytel’e gitmesini ve orada ağabeyinden kaçarken gördüğü tanrıya bir sunak yapmasını emretti. Yakup beraberindekilere, “Yabancı ilahlarınızı atın” dedi, “Kendinizi arındırıp giysilerinizi değiştirin. Beytel’e gidelim. Sıkıntı çektiğim günlerde yakarışımı duyan, gittiğim her yerde benimle birlikte olan Tanrı’ya orada bir sunak yapacağım.” Herkesten putlarını ve küpelerini toplayıp Şekem yakınlarında bir fıstık ağacının altına gömdü. Yakup ailesi ve beraberindekilerle birlikte Luz-Beytel kentine geldi. Peşlerinden kimse gelmedi çünkü civar şehirlerde yaşayan halkı tanrı korkusu sarmıştı.

El-Beytel isminde bir sunak yaptı. Tanrı Yakup’a tekrar görünerek onu kutsadı; “Sana Yakup diyorlar, ama bundan böyle adın Yakup değil, İsrail olacak” diyerek onun adını İsrail koydu. “Ben her şeye gücü yeten Tanrı’yım” dedi. “Verimli ol, çoğal. Senden bir ulus ve uluslar topluluğu doğacak. Kralların atası olacaksın. İbrahim’e, İshak’a verdiğim toprakları sana verecek, senden sonra da soyuna bağışlayacağım.” Sonra tanrı Yakup’tan ayrılarak onunla konuştuğu yerden yukarı çekildi. Yakup Tanrı’nın kendisiyle konuştuğu yere taş bir anıt dikti. Üzerine dökmelik sunu ve zeytinyağı döktü.


Rahel ve İshak’ın ölümü

Beytel’den Efrat’a göçtüler. Hamile olan Rahel yolda sancılandı. Çocuğu doğurduktan sonra vefat etti. Rahel son nefesinde oğluna Ben-Oni adını verdi. Yakup çocuğun adını Benyaminfü (Bünyamin) koydu. Böylece 12 oğlu olmuş oldu. Oğullarından Ruben, Yakup’un cariyesi Bilha ile beraber oldu. Yakup (İsrail) buna çok sinirlendi. Daha sonra Mamre’ye babası İshak’ın yanına gitti. İshak, 180 yaşında vefat etti. Esav ve İsrail onu toprağa verdiler.

Esav, çok zengin oldu. Bir yabancı olarak yaşadığı bu yer davarlarına yetmeyince o diyarı terkederek Edom’a yerleşti. O bölgenin hakimi oldu. Ölümünden sonra da Edom’u onun soyundan gelenler yönettiler.


Yusuf’un başına gelenler

Bu başlığın ana maddesi Yusuf’tur.

Yakup Kenan Ülkesi’nde yaşamaya başladı. En küçük oğulları Rahel’den olan Yusuf ve Bünyamin’di. Yusuf Yakup’un en sevdiği oğluydu. Kıskanç ağabeyleri tarafından önce ıssız bir kuyuya atıldı, sonra Midyan’lı İsmaili tüccarlarına satıldı. Mısır’a götürüldü. Efendisinin hanımı tarafından ırzına geçmeye çalıştığı iftirasına uğradı ve zindana atıldı. Rüya yorumculuğu sayesinde zindandan kurtuldu, firavunun rüyasını yorumlayıp Mısır’a hükümdar oldu. Yıllar sonra, kıtlık esnasında kendisinden buğday satın almaya gelen kardeşleri ile tekrar bir araya geldi ve babasını yanına getirmeleri için araba ve hayvanlar gönderdi.


İsrailoğulları’nın Mısır’a yerleşmesi

Köle olarak geldiği Mısır’da yıllarca zindanlarda yatan, en sonunda da firavunun gözüne girip Mısır’a hükümdar olan Yusuf, kardeşlerinden babasını da alıp yanına yerleşmelerini istedi. Onları Mısır’ın en iyi bölgesine yerleştireceğini, Mısır’ın kaymağını yiyeceklerini söyledi. Kenan ülkesindeki kıtlık çok şiddetlenmişti. Yakup (İsrail), Tanrı kendisine, “Mısır’a gitmekten çekinme. Soyunu orada büyük bir ulus yapacağım. Seninle birlikte Mısır’a gelecek, soyunu bu ülkeye geri getireceğim. Senin gözlerini Yusuf’un elleri kapayacak”, deyince Mısır’a göçme konusunda ikna oldu. İsrail ve İsrailoğulları, toplam 67 kişi (İsrail’in gelinleri hariç) tüm malları ile birlikte Mısır’a göçtüler. Yusuf’un Mısır’daki iki oğlu Manaşşe ve Efrayim’le beraber Mısır’daki İsrailoğulları nüfusu (İsrail dahil) tam yetmiş kişiydi. Yakup yaklaşık 130 yaşında idi.


Yakup’un Yusuf’a kavuşması

Yusuf babasını görünce boynuna sarılıp uzun uzun ağladı. Babasını ve kardeşlerini Firavun’la tanıştırdı. Firavun çobanlık yaptıklarını öğrenince onları ülkenin en iyi bölgesi olan Ramses bölgesine yerleştirdi. Aralarından becerikli olanları sarayın davarlarına bakmakla görevlendirdi.

Yakup Mısır’da 17 yıl yaşadı. Bu zaman zarfında kıtlık Kenan ülkesini ve Mısır’ı kasıp kavurdu. Halk elinde avucunda ne varsa Yusuf’a getirip tahılla değiştirdi. Ellerinde bir şey kalmayınca önce topraklarını sonra özgürlüklerini Yusuf’a vermek zorunda kaldılar. Yusuf zamanla Mısır halkının tamamını köleleştirdi. Bu durumdan sadece devletten maaş alan din adamları etkilenmediler.

Yusuf babası Yakup’un hastalandığını duydu. Oğullarını alarak babasının yanına gitti. Yakup “Atalarım İbrahim’in, İshak’ın hizmet ettiği, Bugüne dek yaşamım boyunca bana çobanlık eden Tanrı, beni bütün kötülüklerden kurtaran melek bu gençleri kutsasın! Adım ve atalarım İbrahim’le İshak’ın adları bu gençlerle yaşasın! Yeryüzünde çoğaldıkça çoğalsınlar.›› diyerek torunlarını kutsadı. Ancak sağ elini küçük olan Efrayim’in başına koydu. Yusuf babasını uyarınca Yakup, durumun farkında olduğunu ancak Efrayim’den daha büyük bir halk olacağını söyledi. Böylece Efrayim’i Manaşşe’nin önüne geçirmiş oldu. Yakup daha sonra ölmek üzere olduğunu söyledi ve oğullarını yanına çağırdı.


İsrail’in oğullarına son sözleri

Yakup’un oniki oğlu yatağının başucunda toplandı. Yakup’un onlara son sözleri şunlardır:

‹‹Ruben, sen benim ilk oğlum, gücümsün, Kudretimin ilk ürünüsün, Saygı ve güç bakımından en üstünsün. Ama su gibi oynaksın, Üstün olmayacaksın artık. Çünkü babanın yatağına girip Onu kirlettin. Döşeğimi rezil ettin. Şimon’la Levi kardeştir, kılıçları şiddet kusar. Gizli tasarılarına ortak olmam, toplantılarına katılmam. Çünkü öfkelenince adam öldürdüler, canları istedikçe sığırları sakatladılar. Lanet olsun öfkelerine, çünkü şiddetlidir. Lanet olsun gazaplarına, çünkü zalimcedir. Onları Yakup’ta bölecek Ve İsrail’de dağıtacağım. Yahuda, kardeşlerin seni övecek, Düşmanlarının ensesinde olacak elin. Kardeşlerin önünde eğilecek. Yahuda bir aslan yavrusudur. Avından dönüp yere çömelir, aslan gibi, dişi bir aslan gibi yatarsın. Kim onu uyandırmaya cesaret edebilir? Sahibi gelene kadar Krallık asası Yahuda’nın elinden çıkmayacak, Yönetim hep onun soyunda kalacak, uluslar onun sözünü dinleyecek. Eşeğini bir asmaya, sıpasını seçme bir dala bağlayacak; Giysilerini şarapta, Kaftanını üzümün kızıl kanında yıkayacak. Gözleri şaraptan kızıl, dişleri sütten beyaz olacak. Zevulun deniz kıyısında yaşayacak, liman olacak gemilere, sınırı Sayda’ya dek uzanacak. İssakar semerler arasında yatan güçlü eşek gibidir; Ne zaman dinlenecek iyi bir yer, hoşuna giden bir ülke görse, yüklenmek için sırtını eğer, angaryaya katlanır. Dan kendi halkını yönetecek, bir İsrail oymağı gibi. Yol kenarında bir yılan, toprak yolda bir engerek olacak; Atın topuklarını ısırıp atlıyı sırtüstü düşüren bir engerek. Gad akıncıların saldırısına uğrayacak, ama onların topuklarına saldıracak. Zengin yemekler olacak Aşer’de, krallara yaraşır lezzetli yiyecekler yetiştirecek Aşer. Naftali salıverilmiş geyiğe benzer, Sevimli yavrular doğurur. Yusuf meyveli bir dal gibidir, kaynak kıyısında verimli bir dal gibi, filizleri duvarların üzerinden aşar. Okçular acımadan saldırdı ona. Düşmanca savurdular oklarını üzerine. Ama onun yayı sağlam, kolları esnek çıktı; Yakup’un güçlü Tanrısı, İsrail’in Kayası, Çobanı olan Tanrı sayesinde. Sana yardım eden babanın Tanrısı’dır, Her Şeye Gücü Yeten Tanrı’dır seni kutsayan. Yukarıdaki göklerin ve aşağıdaki denizlerin bereketiyle, memelerin, rahimlerin bereketiyle O’dur seni kutsayan. Babanın kutsamaları ebedi dağların nimetlerinden, ebedi tepelerin bolluğundan daha yücedir; Yusuf’un başı üzerinde, kardeşleri arasında önder olanın üstünde olacak. Bünyamin aç kurda benzer; sabah avını yer, akşam ganimeti paylaşır.››


Ölümü

İsrail oniki oğlunu uygun biçimde kutsadı. Kendisini Kenan Ülkesi’ndeki Makpela Tarlası’ndaki mağaraya gömmelerini istedi. İbrahim o mağarayı mezar yapmak üzere Hitit’lilerden satın almıştı. Yakup oğullarına verdiği buyrukları bitirince, ayaklarını yatağın içine çekti, son soluğunu vererek 147 yaşında halkına kavuştu.

Yakup’un mumyalanması kırk gün sürdü. Yusuf Firavun’dan Kenan Ülkesi’ne gidip babasını toprağa vermek için izin aldı. Saray halkı ve Mısır’ın bütün ileri gelenleri cenazeye katıldılar. Şeria Nehri doğusunda ağıt yaktılar. Bu yere Mısırlıların Çayırı anlamında Misrayim adı verildi. Yakup arzusu üzerine Makpela Tarlası’ndaki mağaraya defnedildi.


İslam’a göre

Yakup, İslamiyet’e göre peygamberdirMeryem 49 ve Kur’an’da ismi sıkça geçen şahsiyetlerdendir. Kur’an da Yakup yerine İsrail ismi de kullanılır (Al-i İmran 93).

İslam peygamberi Muhammed, İsmail peygamberin soyundan gelir. İsmail peygamber Yakup’un babası İshak ile kardeştir. Bu nedenle İslam peygamberi, Yakup ile akrabadır. Bununla birlikte Kur’an’da İsrail’in Yahudi olmadığı belirtilir (Bakara 140).
Kur’an’da Yakup bahsi Tanah’taki (Eski Ahit) kadar uzun ve ayrıntılı değildir. Büyükbabası İbrahim ve babası İshak’la birlikte yaşadıkları dönemin genel eğilimlerinin aksine tektanrılı oluşları vurgulanır. Yakup konusunda ana kaynak olarak İslam alimlerinin yorumları baz alınır. Yakup’un oğlu Yusuf’un bahsi kapsamlı olarak Yusuf Suresi’nde anlatılır.

Yakup’a olan sevgi ve saygının göstergesi olarak bu isim Hristiyan ve Yahudi toplumlarının yanısıra Müslüman toplumlarında da sıklıkla çocuklara verilir.


Kaynakça ve notlar

  • Kitab-ı Mukaddes
  • Kur’an

Yazarsanız: - Dereköy, Susurluk

Monday, August 11th, 2008

Dereköy, Balıkesir ilinin Susurluk ilçesine bağlı bir köydür.


Tarihi

Köyün adının nereden geldiği ve geçmişi hakkında bilgi yoktur.
yazarsanız olur ;,
mesela yerli manav mı yorük mu muhacır mi gibi.değiştire tıklamanız yeterli !


Kültür

Köyün gelenek, görenek ve yemekleri hakkında bilgi yoktur.


Coğrafya

Balıkesir iline 52 km, Susurluk ilçesine 4 km uzaklıktadır.


İklim

Köyün iklimi, Marmara Ilıman iklimi etki alanı içerisindedir.


Nüfus

Yıllara göre köy nüfus verileri
2007
2000 979
1997 1019


Ekonomi

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.


Muhtarlık

Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

2004 - Ahmet Özdemir
1999 -
1994 -
1989 -
1984 -


Altyapı bilgileri

Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi yoktur ancak ptt acentesi vardır. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.


Dış bağlantılar

  • Yerelnet

MSN Search Msn Dost - Mümtehine Suresi

Saturday, August 9th, 2008

Mümtehine Suresi (Arapça: سورة الممتحنة) Kur’an-ı Kerim’in 60. suresi.

Medine’de nazil olmuştur. Sure 13 ayetten oluşur. Sure ismini 10. ayette geçen ve imtihan eden anlamına gelen mümtehine kelimesinden alır.

Mümtehine Suresi’nde Allah’a düşmanlık edenlerin dost edinilmemesi gerektiğinden, ahiret gününde hiç kimsenin bir başkasına fayda sağlayamayacağından, Müslümanlarla savaşmayanlarla iyi geçinilmesi gerektiğinden, Allah’ın bağışlayıcı ve esirgeyici olduğundan bahsedilir.

Ankara: - Ankara Atatürk Spor Salonu

Saturday, August 9th, 2008

Ankara Atatürk Spor Salonu, Ankara’nın Ulus semtinde bulunan basketbol ağırlıklı olmak üzere salon sporlarına hizmet eden spor salonudur.

4.500 Seyirci kapasiteli salonda, 500 araçlık otopark bulunmaktadır. 1969 yılında hizmete açılmıştır. Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından işletilen salonu Türkiye Basketbol Ligi’nde Türk Telekom ve Casa TED Ankara Kolejliler takımı kullanıyor.

Bugün gördüğümüz salon o alana ilk inşa edilen spor salonu değildir. Daha önce inşa edilen ve çok daha modern görünüme sahip olan eski spor salonu havalandırma sisteminin neden olduğu rezonans nedeni ile çökmüştür. Bu olay sonunda günümüzdeki klasik görünümlü salon inşa edilmiştir.

Parolanızı - MSN Messenger

Saturday, August 9th, 2008

MSN’i geliştiren Microsoft’un çıkardığı anında mesajlaşma yazılımı’dır. PC’lerde MSN kelimesinden sonra geldiğine şahit oluruz. Messenger telefon gibi bir iletişim makinasına benzer fakat messenger’de oturum açıp parolanızı girip arkadaşlarınızla iletişim kurabilirsiniz. Diğer bir şekliyle de eğlenceye odaklanmış insanların tercihidir. Bunun nedeni ise içinde birçok oyun barındırması ve çeşitli şekilleri (msn ifadeleri), titreşim, göz kırpmaları ve arka planlarla ilgi çekici bir hale gelir.Ayrıca kamerayla (web cam) sevdiklerinizi görebilirsiniz ve mikrofonla konuşabilirsinizde.

Işletim sistemlerinde entegre olarak - Bilsag Çevirim

Saturday, August 9th, 2008

Bilsag Çevirim, Türkiye’de üretilmiş ilk metin çeviri (translator) yazılımıdır. İngilizceden Türkçeye teknik metinlerin tek yönlü çevirisinde kullanılabilen bir yazılımdır.

Kusursuz bir çeviriden çok çeviri yapana katkı ve destek verme amaçlıdır. Çeviri başarısı teknik metinler için edebi metinlere göre daha başarılıdır. Microsoft Word yazılımı ile entegre olabilmesi özelliği sayesinde doğrudan çeviri yapabilme olanağı vardır.

Bilsag yazılımı, içeriğinde 130.000 kelimelik bir sözlük seti barındırmaktadır. Windows 95, Windows 98, Windows 2000, Windows XP, Windows NT işletim sistemlerinde çalışır.


Dış bağlantılar

  • Bilsag resmi web sitesi

Görebilirsiniz ve - Gökbilim

Saturday, August 9th, 2008

Gökbilim veya Astronomi, gök cisimlerini onların kökenlerini, evrimlerini, fiziksel ve kimyasal özelliklerini açıklamaya çalışmak üzere gözlemleme bilimidir. Gökbiliminin sınırlı ve özel bir alan olan gök mekaniği ile karıştırılmaması gerekir.
Gökbilim daha açık bir deyişle, yörüngesel cisimleri ve Dünya atmosferinin dışında gerçekleşen, yıldızlar, gezegenler, kuyrukluyıldızlar, kutup ışıkları, galaksiler (gökadalar) ve kozmik fon radyasyonu gibi
gözlemlenebilir tüm olay ve olguları inceleyen bilim dalıdır. Evrende bulunan her çeşit maddenin dağılımını, hareketini, kimyasal bileşimini, evrimini, fiziksel özelliklerini ve birbirleriyle etkileşimlerini inceler.

Astronomi terimi eski Yunanca’daki astron ve nomos (άστρον et νόμος) sözcüklerinden türetilmiş olup, « yıldızların yasası » anlamına gelir. Astronomilerin ve kuyruklu yıldızların keşfindeki katkıları gözönüne alınırsa, gökbilim amatörlerin de halen etkin bir rol oynayabildikleri nadir bilimlerden biridir.


Gökbiliminin tarihi

Gökbilim yeryüzündeki en eski bilimlerden biri olarak kabul edilir. Arkeolojik bulgular en eski çağlarda bile insanların gökbilim hakkında bilgileri olduğunu ortaya koymaktadır. Neolitik çağda bile insanlar ekinoksların periyodik karakterini, mevsimlerle ilişkisini ve bazı takımyıldızları bilmekteydiler. Modern gökbilim gelişimini, özellikle antik çağdaki ve onları izleyen matematikçilere ve Ortaçağ’ın sonunda keşfedilmiş gözlem aletlerine borçludur. Başlangıçta ayrılmaz bir ikili ya da paralel olarak ilerleyen Astroloji ve gökbilim zamanla yollarını birbirlerinden ayırmak zorunda kalmışlardır.
Gülnaz


Antik Çağ’da gökbilim

Antik Çağ’da gökbiliminin gelişimindeki önemli hususlar olarak şunlar söylenebilir :

  • Gökbilim önceleri yalnızca, çıplak gözle görülen gök cisimlerinin gözlemi ve hareketleri hakkındaki öngörmelerden oluşuyordu. Eski zamanlarda gözlemler çıplak gözle yapılıyorsa da o zamanlar günümüzdeki gibi sanayi ve ışık kirliğinin bulunmayışı eski insanlara büyük bir avantaj sağlıyordu. Bu yüzden antik çağda yapılan gözlemlerin günümüzde yapılması olanaksızdır.
  • Eski insanların dairesel tarzda dikmiş oldukları 6.500 yıllık megalitlerin (Nabta Playa, Stonehenge) gökbilimsel gözlem amacıyla kullanıldıkları sanılmaktadır.
  • Eski çağlarda gökbilimde ilerlemiş uygarlıklardan bazıları, Çin, Hint, Sümer,Kalde, Mısır, Toltek, Zapotek ve Maya uygarlıklarıdır.
  • Rig-Veda’da Güneş’in hareketine bağlanan 27 takımyıldızdan ve 13 bölümlü zodyaktan söz edilir.
  • Mayalar ise teleskopları olmadıkları halde Venüs’ün evrelerini ve tutulmalarını tam olarak saptayabilmişlerdi.
  • Antik Yunanlar’ın gökbilime yaptıkları en önemli katkı yıldızları kadir derecelerine göre sınıflandırmaya çalışmış olmalarıdır.


Ortaçağ’da gökbilim

Ortaçağ’da gökbilim bilgilerinin İslam bilginlerince geliştirildiği ve bu bilgilerin sonradan Batı’ya aktarıldığı görülür.
Gökbilimini geliştiren bu İslam bilginlerinden başlıcaları şöyle sıralanır :

  • El-Fergani (805–880), Gök cisimlerinin hareketleri üzerine yazılar yazdı, ekliptiğin eğikliğini hesaplamasını sağladığı gözlemlerde bulundu.
  • El-Kindi (801–873), filozof ve ansiklopedici bilgin, gökbilim üzerine 16 eser yazdı.
  • El-Battani (855–923), gökbilimci ve matematikçi
  • El-Hasib El-Mısri (850–930), Mısırlı matematikçi
  • El-Harezmi (780-850): Türkistanlı matematikçi.
  • Ebubekir Er-Razi (864–930), İranlı bilgin
  • El-Farabi (872–950) büyük filozof ve bilgin.
  • El-Khujandi 10. yy.’ın sonunda Tahran yakınında bir gözlemevi inşa etti.
  • Ömer Hayyam (1048–1131), cetveller hazırladı, takvimi geliştirdi.
  • Ibn El-Haytham (965–1039), matematikçi ve fizikçi.
  • El-Biruni, (973–1048), matematikçi, gökbilimci ve ansiklopedici.
  • El-Tusi (1201–1274), filozof, matematikçi, gökbilimci ve ilahiyatçı; trigonometrinin kurucularından biri olarak kabul edilir.
  • El-Kashi (1380–1429), (Özbekistan)
  • Ali Kuşçu (1403 - 1474 ) Türk gökbilimci, matematikçi ve dilbilimci


Rönesans’ta gökbilimi

  • Kopernik Güneş merkezli güneş sistemi modelini fikir olarak ortaya attı.
  • Koperniğin fikri Galile ve Kepler tarafından savunuldu, geliştirildi ve düzeltildi.
  • Kepler Güneş’in çevresindeki gezegenlerin hareketini belirleyen bir yasalar sistemi olduğunu düşünen ilk kişi oldu.
  • Çekimi hareket yasalarıyla tanımlayan Newton oldu. Böylece gezegenlerin hareketine makul bir açıklama getiren ilk kişi de o oldu.Aynı zamanda yansıtıcı teleskobu icat etti.


Gökbiliminin tarihsel sürecinin son aşaması

Gökbilim 19. ve özellikle 20.yy.’da baş döndürücü bir hızla ilerlemiştir. Gökbiliminin son aşamasında keşif ve gelişmelerle ilgili olarak şunlar söylenebilir:

  • Teleskopların geliştirilmiş olmasının yanısıra diğer bilim dallarındaki ilerlemelerin de gökbilimine yardımcı olmaları sayesinde evrenin gizleri bir bir açığa çıkmaktadır.
  • Gökbilimindeki en önemli gelişmelerden biri tayfölçümü de denilen spektroskopinin (maddelerin ışıkla olan etkileşimlerini anlamaya çalışma, maddelerin soğurduğu ve yaydığı ışığı, yani elektromanyetik dalgaları saptayarak maddenin yapısı hakkında sonuçlara varma tekniği) yani yıldız ışığının elektromanyetik spektral analizine başlanmış olmasıdır.
  • Diğer yıldızların ışıklarının analizi bu yıldızların ışığının temelde Güneş’imizin ışığından farksız olduğunu, fakat yıldızlar arasında ısı, kütle ve boyut bakımından son derece büyük farklılıklar bulunduğunu göstermiştir.
  • 20. yy.’ın başında diğer galaksilerden ayrı bir birim olarak galaksimizin varlığı kanıtlanabilmiştir.
  • Ardından Hubble yasası ile evrenin bir genişleme içinde olduğu saptanmıştır; galaksiler giderek birbirinden uzaklaşmaktadır.
  • Kozmolojik termik ışıma (fosil ışıması) ve kimyasal elementler ve izotoplarının maddeden ayrılmasını açıklayan farklı nükleosentez teorileriyle büyük ölçüde gökbilim ve fiziğe dayalı olan Big-Bang teorisi yoluyla Kozmoloji özellikle 20.yy.’da büyük gelişmeler göstermiştir.
  • 20.yy.’ın bu alandaki son gelişmeleri olarak, radyoteleskopların, radyoastronominin, modern bildirişim araçlarının ortaya çıkması sayılabilir. Bunlar sayesinde, elektromanyetik dalgalarla uzayı aşan atomların ve farklı izotopların yayınlarının spektroskopik analizi yapılabilmiş ve böylece uzak gök cisimleri üzerinde yeni deney türleri olanaklı hale gelmiştir.


Gökbiliminin dalları, alanları, konuları

Antikçağdaki başlangıç döneminde gökbilim yalnızca astrometriden ibaretti, yani yıldız ve gezegenlerin gökyüzündeki konumlarının ölçümünden ibaretti. Daha sonra Kepler ve Newton’un çalışmaları gök cisimlerinin çekim etkisi altındaki hareketlerinin matematik yoluyla öngörülmesini sağlayan gök mekaniğini doğurdu. Bu iki alandaki (astrometri ve gök mekaniği) çalışmaların çoğu, önceleri, elle yapılan işlemlerden oluşuyordu. Günümüzde ise bu çalışmalar bilgisayarlar ve fotoğraf aygıtları ile yapılabilmektedir ki, bu da gök cisimlerinin konum ve hareketlerinin çok büyük bir hızla saptanabilmesini sağlamaktadır. Bu yüzden modern gökbilim daha ziyade gök cisimlerinin fiziksel doğasını gözlemlemleye ve anlamaya yönelmiştir.

20.yy.’dan itibaren profesyonel gökbilim iki alana ayrılma eğilimi göstermiştir : Gözlem astronomisi ve teorik astrofizik. Gökbilimcilerin çoğunun her iki alanda da çalışıyor olmasıyla birlikte, profesyonel gökbilimciler giderek bu iki alandan birinde uzmanlaşma eğilimi göstermektedirler. Gözlem gökbilimi esas olarak verilerin elde edilmesiyle ilgilenir. Teorik astrofizik ise esas olarak gözlemlenen fenomenleri anlamaya ve öngörülerde bulunmaya çalışır. Teorik astrofizik gözlem gökbilimine bir tamamlayıcı etken olarak gökbilimsel oluşumları açıklamaya çalışır da denilebilir.

Gökbiliminin bir dalı olan astrofizik yıldızların gözlemiyle sınıflandırılan fiziksel fenomenleri tanımlar, belirler. Günümüzde gökbilimciler hepsi de belirli bir astrofizik bilgisine sahiptirler ve gözlemleri de hemen hemen her zaman, yine, astrofizik bie bağlamda incelenir. Bununla birlikte, kendilerini yalnızca astrofiziği incelemeye vermiş araştırmacılar da yok değildir. Astrofizikçilerin çalışması gökbilimsel gözlem verilerini analiz etmek ve onları fiziksel olgulara indirgemektir.

Astrofiziğin bir dalı olan Kozmoloji evreni fiziksel bir sistem olarak inceler; yani evrenin doğuşu ve büyümesi, evrimi, gökcisimlerinin fiziksel ve kimyasal özellikleri ve konumlarının hesaplanması ile ilişkilidir. Gökbilim gözlemleri salt gökbilim ile ilişkili değildir, aynı zamanda genel görelilik kuramı gibi fizikte çok önemli bir yeri olan teorilerin ispatı için de bilgi sağlar.

Kullanılan inceleme yöntemi, amaç ve konuya göre birbiriyle iç içe olan, genel gökbilim, astrofizik ve uzay bilimleri gibi birçok dala ayrılır. Gökbilimde inceleme alanları aynı zamanda şu iki kategoride ele alınır:

  • Konuya göre gökbilim. Genellikle uzayın bölgelerine göre (örneğin galaktik gökbilim) ve ilgili meselenin tiplerine göre dallara ayrılır (yıldızların oluşumu, kozmoloji).
  • Gözlem tarzına göre gökbilim. Saptanan partiküllerin tipine (ışık, nötrino) veya dalga genişliğine (radyo dalgaları, gözle görünen ışık, kızılötesi ışınlar) göre dallara ayrılır.


Konuya göre gökbilim

Gözlem gökbilimi Güneş Sistemi Yıldızlar
  • takımyıldızlar
  • akanyıldızlar
  • astrometri
  • gök mekaniği
  • nükleosentez
  • Güneş
  • gezegenler
  • asteroitler
  • meteorlar
  • meteoritler
  • kuyrukluyıldızlar
  • gezegenlerarası ortam
  • yıldızların doğuşu
  • temel ayrım
  • devlik aşaması
  • Çift Yıldız
  • değişken yıldızlar

yıldızların evriminin son aşamaları :

  • ak cüceler
  • nötron yıldızları
  • pulsarlar
  • tuhaf yıldızlar
  • kara delikler
galaktik gökbilim galaksi-dışı gökbilim diğer ilgili alanlar
  • Samanyolu Galaksimiz
  • galaktik düzlem
  • Güneş Sistemi dışı gezegenler
  • yıldızlararası ortam
  • galaksiler, galaksi grupları ve galaksi kümeleri
  • kuasarlar
  • kara delikler
  • kozmoloji
  • Evren
  • çekim dalgaları
  • galaksilerarası ortam
  • astrobiyoloji
  • astrokimya
  • astrososyobiyoloji
  • astrososyoloji
  • arkeoastronomi
  • egzobiyoloji


Gözleme göre gökbilim

  • Tayfta soldan sağa doğru sırasıyla,
  • y ışınları, x ışınları , morötesi ışınlar , insanın gözüyle gördüğü ışık, mikro dalgalar, radyo dalgaları bulunur.


İlgili Konular

  • Evrendeki uzaklıklık ve büyüklük şeması
  • Ünlü gökbilimciler
  • Uzayın keşfi
  • Wikipedia’daki gökbilim fotoğrafları
  • Gökbilimi makaleleri listesi
  • Gökbilimsel semboller
  • Uluslararsı Astronomi Birliği
  • Kozmoloji
  • Amatör gökbilim
  • Gökbilimde kronolojiler
  • Güneş Sistemi gökbilimi
  • Yapay uydular ve gerçekleştirilen uzay yolculukları
  • Doğal uydular
  • Teleskoplar,gözlemevleri ve gözlem teknolojisi
  • Gökbilimdeki teknikler ve aygıtlar
  • Astrofotoğrafi
  • Radyoastronomi
  • Radyoteleskop
  • Egzobiyoloji ya da astrobiyoloji


Ayrıca bakınız

  • Türkiye’de gökbilim
  • Güneş Sistemi
  • Yörünge
  • Gökada
  • Yıldız
  • Gezegen
  • Kuyruklu yıldız
  • Gözlemsel gökbilim (Gözlem gökbilimi)
  • Dünya atmosferi
  • Kutup ışıkları
  • Venüs
  • Mars
  • Gök mekaniği
  • Radyoastronomi
  • Radyoteleskop
  • Teorik astrofizik
  • Takımyıldız


Dış bağlantılar

  • Gökbilim (Astronomi) Forumu - Türkçe
  • Astronomi
  • 3 Boyutlu Gökyüzü Haritasını ve Astreoidlerin konumlarını görebilirsiniz
  • Bazı Astronomi siteleri-Türkçe
  • Astronomi portalı-Fransızca
  • Astronomi Makaleleri, Astronomi Ödevleri
  • Pratik Amatör Astronomi ve CCD Çekim Bilgileri

Olarak dağıttığı Internet Explorer - Tarayıcı (anlam ayrım)

Friday, August 8th, 2008
  • Ağ tarayıcısı, ağ sayfalarında gezinti yapmayı sağlayan (Mozilla Firefox, Internet Explorer, Opera gibi) bir yazılım.
  • Tarayıcı veya scanner, kağıt üzerindeki resim, yazı gibi simgeleri tanıyıp bilgisayar ortamına aktaran bilgisayar donanımı.
  • Herhangi bir olguyu araştırmak, açığa çıkarmak, belgelemek için kullanılan donanım.

Telefon gibi bir - Internet Privacy Act

Thursday, August 7th, 2008

Internet Privacy Act (No. 431.322.12) RIAA gibi P2P karşıtı organizasyonları caydırmak amacıyla emule gibi eşten-eşe (peer-to-peer P2P) dosya paylaşım ağları ile dosya paylaşım ve warez siteleri tarafından atıf yapılan ve gerçekte varolmayan kanundur. Kopya müzik, film ve program paylaşımı yapan siteler kendilerini korumak amacıyla RIAA gibi organizasyonların sitelerine girmeleri halinde bunun kanuna karşı olacağını ve bir suç sayılacağını belirtmektedirler. Bu sitelere göre kanun Bill Clinton tarafından 1995 yılında imzalanmıştır ancak böyle bir kanun imzalanmadığı gibi gerçekte de varolmamıştır.


Kaynakça

Messenger telefon - Levazım, Beşiktaş

Wednesday, August 6th, 2008

Beşiktaş ilçesinin mahallerinden biridir.Adını semtteki ilk yerleşimlerden olan Levazım Sitesi’nden almıştır.İlk yerleşim zamanlarında askeri satış alanı olan semt nüfus yoğunluğunun hızla artmasıyla 1993′te Balmumcu’dan ayrılarak ayrı bir yerel idare olmuştur. Ulus’tan Ortaköy’e uzanan dik bir yamaçın üstüne kurulan mahallede yakın zamanda yapılmış çok sayıda modern site bulunur.2004 yılında tamamlanan Zincirlikuyu - Ulus bağlantı yolu ile ulaşımın rahatlaması sonucu nüfus yoğunluğu daha da artmaktadır. T.C. Karayolları 17. Bölge Müdürlüğü’nün de bulunduğu semt,Ulus,Nisbetiye,Balmumcu ve Ortaköy semtleriyle komşudur.

Ifadeleri - Elektriksel alan

Tuesday, August 5th, 2008

Kıvıl alan, elektriksel alan veya elektrik alanı, elektriksel yükü çevreleyen uzayın bir özelliği olup, içerisinde bulunan yüklü nesnelere elektriksel güç aracılığı ile etki eder.

3 Boyutta Gerilim ve Elektrik Alan İfadeleri

Düzlemsel Küresel Silindirsel
<math>\ V = A + Bx</math> <math>\ V = A + \frac {B}{r}</math> <math>\ V = A + B \cdot \ln(r)</math>
<math>\ E = - \frac {dV}{dx}</math> <math>\ E = - \frac {dV}{dr}</math> <math>\ E = - \frac {dV}{dr}</math>

Bilinmesi gereken diğer ifadeler

<math>\ C = \frac {Q}{V}</math> <math>\ Q= D \cdot S</math> <math>\ D = \varepsilon \cdot E</math>

Anatolian - Cem Devrim Dursun

Tuesday, August 5th, 2008

Cem Devrim Dursun; (Goremaster), davulcu.
Davul çalmaya 1989′da başlamıştır. İlk grubu Apoplexy’yi lise yıllarında lise arkadaşlarıyla kurup, önce Speed Thrash Metal yapmaya başladılar. Apoplexy’nin ilk ve tek demosu olan “Asphyxiation” 1991 yılında çıktığında tarz çoktan değişmişti ve Goremaster Apoplexy ile artık Death metal çalıyordu. Ardından bir takım eleman değişiklikleri ile grubun adı Diabolic Yard oldu.
Goremaster, grubuyla İstanbul ve Ankara’da olmak üzere yaklaşık 10 konser verdi ve 1993 yılında çıkarttıkları “Xantus Dreams” adlı demoda çaldı. Grubun değişik nedenlerle dağılması sonrası Witchtrap’te çalmaya başladı.
10 kadar konser sonrası aynı grubun 1994 yılında çıkardığı “Incubbo & Succubo” adlı demosunda çaldı. Bu demo onun kendine has tarzı ilk ortaya koyduğu bir kayıttı.
Bu dönemde Sacrum adlı Death Black grubunda da çalan Goremaster, özellikle konserlerde merakla takip edilen bir müzisyen olmuştu. Daha sonra üniversite nedeniyle İstanbul’a yerleşti. Bu süre içerisinde Zuğaşi Berepe gitaristi Gürsoy Tanç ile birlikte Eos adlı grupla Anatolian Avantarde Fusion adını verdikleri bir tarzda yoluna devam etti. Grup, Goremaster’un okul değişikliği sebebiyle Ankara’ya dönmesiyle çalışmalarına son verdi.
Ankara’da o dönemin önde gelen metal gruplarında çalmakta olan 3 ayrı kişiyle Elan Vital adlı grubu kurdu. Grup tarz olarak Death Grind Metal yapmaktaydı.
1994 senesinde “Sardonic Utopia” adlı demoları çıktı ve Goremaster İlk grind performansını bu demoda sergiledi.
Bu 3 kişiden birisi Cenotaph’ta vokal yapan Batu Çetin’di ve Goremaster’ın performansı ilgisini çekti. Yaptığı teklif sonrası Goremaster artık Cenotaph’taydı. Goremaster’ın o zamana kadar bir demo çıkartan ancak çok fazla ilgi çekmemiş olan Cenotaph’a girmesiyle herşey değişti. İkinci Demo “Promo 96″ 1996 yılında çıktı. Özellikle parça düzenlemelerine katkısı ile bilindik düz metal parça düzenlemelerine detaylı, teknik geçişler eklemesi nedeniyle beste ve düzenlemelerinde varlığını hissettirdi. Verilen değişik konserler ve 1997 yılında çıkan ilk albüm “Voluptuously Minced” ile Cenotaph artık kendi hayran kitlesine sahipti.
Ardından 1999 yılında “Puked Genital Purulency” albümü çıktı. Cenotaph’ın o kadrosuyla o parçaları çaldığı ilk ve tek konser olan İstanbul Captain Hook Bar konserinde çalınmıştı.
Aynı dönemde Ankaralı Death Metal grubu Suicide ile çalışmaya başladı. Rock Station Festivallerinde yer aldı. Suicide’ın 1998′de çıkarttığı mini albümünde çaldı. Bu dönemde Flatground (Hard Core), Knightmare (Power/Heavy Metal) ve Seraphim (Doom) gruplarında çaldı. Çalışmalarına bir süre ara vermiş olan Cenotaph’ın kadrosunda o dönemde bir takım değişiklikler yapıldı. Ardından çıkan 3. Cenotaph albümü “Pseudo Verminal Cadaverium” albümünde çaldı. Bu dönemde iş hayatıyla ilgili yoğunluklar sebebiyle Suicide grubundan ayrıldı. Cenotaph grubunun yeni kadrosunda da fikirsel anlamda katkı sağlayamadığı ve müzikal görüş aykırılıkları gibi gerekçelerle grupla yolları ayrıldı.
Bu dönemlerde Blaster grubuyla çalışmaya başladı. Tarz olarak Thrash Metal yapan Blaster’a Death Metal ve progressive etkileri katan Goremaster, şu dönem Blaster’ın albüm kayıtlarında davul çalmaktadır. sert ve hızlı, ekstrem müzik gruplarında çalarak bu tarza katkı sağlamış olup özellikle hız, teknik ve davul atakları konusunda 8 kollu 4 bacaklı davulcu diye de adlandırılmaktadır.
Müzisyenlik dışında çeşitli müzik dergilerinde (Enred, Zor Müzik) davul tekniği yazıları yazan Goremaster bugüne kadar 50′nin üstünde konserde çalmıştır. İnşaat Mühendisi olarak çalışmakta olan Goremaster evlidir ve müzik hayatına devam etmektedir.


Diskografi

  • Apoplexy “Aspyxiation” Demo 1991
  • Diabolic Yard “Xantus Dream” Demo 1993
  • Witchtrap “Incubbo Succubo” Demo 1994
  • Elan Vital “Sardonic Utopia” Demo 1994
  • Cenotaph “Promo tape” Demo 1996
  • Cenotaph “Voluptuosly Minced” LP Album 1997
  • Suicide “Spiritual Mess” EP 1998
  • Cenotaph “Puked Genital Purulency” LP Album 1999
  • Cenotaph “Pseudo Verminal Cadaverium” LP Album 2004
  • Blaster “Big Bang” LP 2006

Sade - Padre padrone

Saturday, August 2nd, 2008

İtalyan sinemasının bir başyapıtı olan Babam ve Ustam, 1977 yılında Cannes’da büyük sürpriz yapmış (hem Altın Palmiye’yi, hem de Uluslararası Eleştirmenler Ödülü’nü kazanan ilk film olmuştu) ve Taviani kardeşlere dünya çapında ün kazandırmıştı. İtalyan yazar Gavino Ledda’nın otobiyografik romanından uyarlanan film, İtalya’nın güney yörelerindeki cehaleti ve bunu kişisel çabasıyla aşan genç bir adamın kurduğu yepyeni bir dünyanın çarpıcı öyküsünü sunuyordu. Oldukça farklı ve etkileyici bir dille anlatılan film, De Sica ile Rossellini’nin savaş sonrası benimsedikleri yeni-gerçekçi geleneklere çok şey borçludur.

Film, yirmi yaşına kadar okuma yazma bilmediği halde şimdi bir dil bilimi uzmanı olan Sardunyalı çoban Gavino Ledda’nın gerçek öyküsüdür. Babası, Gavino’yu henüz altı yaşındayken okuldan alır. Başka seçeneği yoktur; eğitim, zenginlere özgü bir ayrıcalıktır ve Galvino çoban olmak zorundadır. Okuldan alınınca, çocukluğunu ve ergenlik çağının büyük bölümünü dağlarda babasının koyunlarını güderek ve sade bir yaşam sürerek geçirir. Galvino, yıllar sonra ordudayken lise diplomasını alır ve üniversiteye gitmeye karar verir. Eve döndüğünde babası onu yine çoban yapar, ama Galvino adadan anakaraya dönmeye kararlıdır.

Microsoft’un çıkardığı - Nevzat Süer

Saturday, August 2nd, 2008

Nevzat Süer (d. 1926 - ö. 23 Mart 1987) Türkiye’de modern satrancın gelişmesinde önemli katkıları olan Türkiye’nin ilk Uluslararası Satranç Ustası (IM). 3 kez Türkiye Şampiyonu olan ve defalarca Milli Takımda ülkemizi temsil eden Süer, Cumhuriyet gazetesindeki köşeleriyle ve yıllarca zorluklara rağmen çıkardığı Süer Satranç Dergisi ile tüm Türk satrançseverlere yol göstermiştir.

The Anatolian - Seyit Yöre

Wednesday, July 30th, 2008

Seyit Yöre, (d. 1974 Kayseri) Müzikbilimci, Besteci

Araştırmalar yaparak başladığı müzik çalışmalarını özel derslerle (Teori, Ud, Gitar ve Piyano ile) pekiştirdi. 1994 yılında Kayseri Melikgazi Belediye Konservatuvarından mezun oldu. Lisans eğitimini 2001 yılında Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müzikoloji Bölümü, Etnomüzikoloji ve Folklor Anabilim Dalı’nda; Yüksek Lisans eğitimini ise 2005 yılında Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Etnomüzikoloji ve Folklor Anabilim Dalı’nda “Alnar’ın Piyano Yapıtlarında Melodik Çizgiye İlişkin Makam Kategorizasyonu” başlıklı bir tezle tamamladı. Lisans ve Yüksek Lisans eğitimi boyunca Prof. İlhan Akıncan ile Çağdaş Müzik ve Jazz Müzik Teknikleri ile Müzik Analizi üzerine, Prof. Ertuğrul Bayraktarkatal ile Etnomüzikoloji üzerine çalıştı. 2003-2004 yılında H.Ü. Devlet Konservatuvarı Müzikoloji Bölümü, Etnomüzikoloji ve Folklor Anabilim Dalı, 2004-2007 yılları arasında da Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi olarak çalıştı.

Yöre sanatsal ve müzikbilimsel çalışmalarını uluslararası müzikler, geleneksel müzikler ve popüler müzikler çerçevesinde sürdürmekte ve bu çalışmalarını ulusal ve uluslararası dergilerde makale olarak yayınlamakta olup, sanatsal çalışmalarını ise besteci, icracı ve aranjör olarak sürdürmektedir. Yöre, 2001 yılında kendisinin de (Hülya Kazan’la birlikte) icrâcı olduğu ve Prof. İlhan (Baran) Akıncan ile çerçevelendirdiği Türk Müziği’nde “yeni monofoni” stili eserlerinden oluşan “Alla Turca” adlı bir CD yayınladı. “Dünya Müziği” ve diğer müzik türleri içerisinde Modern Ud icracısı ve ayrıca Tenor vokal olarak müzik çalışmalarını devam ettirmektedir.

Seyit Yöre, halen Selçuk Üniversitesi Dilek Sabancı Konservatuvarı öğretim görevlisidir.


Bazı Besteleri

  • The Longing (music for Piano)
  • The Drops from Anatolian I (Music for Classical Guitar)
  • The Drops from Anatolian II (Suit for Violin and Piano)
  • The Your Mourning I (Music for Harp)
  • The Your Mourning II (Music for Classical Guitar)
  • The Emptiness (Music for Violin and Piano)
  • The Darks (Music for two Flute, Piano and Strings instruments)
  • The Dilemma (Music for Oud)
  • The Cellar (Music for Oud)
  • The Splendour (Music for Oud)
  • The Baroque Story (Music for Oud/Guitar)
  • Child songs (Composition and Arrange)


Dış bağlantılar

  • Kişisel sitesi

Turkey and of Ankara - Demirpınar, Üzümlü

Tuesday, July 29th, 2008
Demirpınar, Üzümlü, Erzincan
Bilgiler
Alan :   km²
Nüfus : 113
Nüfus Yoğunluğu :
Rakım :
Saat Dilimi : [[UTC+2]]
Web Sitesi : [1]
Yönetim
Ülke : Türkiye
İl : Erzincan
İlçe : Üzümlü
Bölge : Doğu Anadolu Bölgesi
Köy Muhtarı : Erkan Gazioğulları

Demirpınar, Erzincan’a 30 km, Üzümlü’ye 15 km mesafede olan 113 nüfuslu, Üzümlü ilçesine bağlı bir köydür.

Planlarla ilgi - Sacit Pekak

Monday, July 28th, 2008

Doç. Dr. Sacit Pekak, Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü’nde öğretim üyesidir. Uzmanlık alanı Bizans Sanatı’dır. Mimari ağırlıklı çalışmaktadır. Özellikle Bizans sonrası (Osmanlı Dönemi Hıristiyan Sanatı) ilgi alanına girmektedir. Kendisi uzun yılla Kapadokya Bölgesinde görev yapmış ve sanat eserlerini korumuştur.

Entegre - Whig Partisi

Sunday, July 27th, 2008

Whig Partisi, Amerika Birleşik Devletleri’nde Jackson demokrasisi döneminde mevcut olan politik bir partidir. İkinci parti sistemine entegre olan parti 1832 yılından 1856 yılına kadar hizmet etmiştir. Parti’nin kuruluş amacı Başkan Andrew Jackson’un ve Demokrat Parti’nin politikalarına karşı gelmekti. Genelde Whigler kongrenin üstün gücüne, ve ayrı bir kongre bölümünün modernizasyon ve ekonomik gelişim için uğraşmasına inanıyorlardı. İsimlerini 1776′da bağımsızlık için savaşan Amerikan Whig’lerinden almaktadır. Whig Parti’nin üyeleri arasında Daniel Webster, William Henry Harrison ve Henry Clay’in yanı sıra; daha sonraki dönemlerde Zachary Taylor, Winfield Scott ve Abraham Lincoln de bulunuyordu.

26 yıllık mevcudiyetinde iki Whig Parti adayı ABD Başkanı seçilmiştir; bunlar Harrison ve Taylor’dur ve her ikisi de görevleri sırasında ölmüşlerdir. Harrison’un yerini alan John Tyler ise Parti’den afaroz edilmiş, ve yeri Millard Fillmore’a kalmıştır. Abraham Lincoln ise daha sonra Cumhuriyetçi Parti’den aday olarak ABD Başkanı seçilmiştir.

Partinin yok olmasının sebebi köleliğin tüm sınırlara taşınmasına izin verilip verilmemesinin sorgusuyla olmuştur. Bu da Winfield Scott’un mevcut Başkan Fillmore karşısında 1852 yılında yılındaki seçimlerde gerçekleşmiştir. Bunun ardından Whig Parti bir daha hiç bir başkan seçememiştir, tüm liderleri de politikayı terk edip (Lincoln bir süreliğine terk etmiştir) ya da partilerini değiştirmişlerdir. Whig Parti oyları da Cumhuriyetçi Parti’ye geçmiştir, bazı eyaletlerde ise Demokrat Parti’ye geçmiştir.


Kaynakça

  • - İngilizce Vikipedi Whig Parti maddesi.

Olarak dağıttığı - The Times of India

Friday, July 25th, 2008

The Times of India (TOI), Hindistan’da İngilizce olarak yayımlanan günlük gazetedir. Hindistan’ın en etkili gazetelerindendir ve dünya üzerinde İngilizce olarak günlük yayım yapan en yaygın gezetedir.

1838′de The Bombay Times and Journal of Commerce adıyla yayımlanmaya başladı. İlk çıktığında yalnızca Hindistan’da yaşayan İngilizlere sesleniyordu ve haftada iki gün yayımlanıyordu. 1851′de günlük olarak çıkmaya başladı. 1861′de ise adını The Times of India olarak değiştirdi.

Hindistan’ın bağımsızlığını kazanmasından sonra sansasyonel haberlerden uzak durması ve dış haberlere de yer vermesiyle saygınlığını arttırdı. Bağımsızlıktan sonra iki kez el değiştiren gazete, günümüzde The Times Group olarak bilinen medya grubunun sahibi olan Bennett, Coleman & Co. Ltd tarafından yönetilmektedir.

And of Ankara - Halil Şıvgın

Friday, July 25th, 2008

Halil Şıvgın (d. 1950, Ankara, Türkiye), Türk siyasetçi.

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Serbest Avukatlık, Anavatan Partisi Kurucu Üyeliği XVII., XVIII. ve XIX. Dönem Ankara Milletvekiliği ile Sağlık Bakanlığı yaptı. Evli ve 2 Çocuk babasıdır.

Sonra geldiğine - Kerbela

Thursday, July 24th, 2008

Kerbela (Arapça: كربلاء‎; Karbalā’) Irak’ın bir şehri. Bağdat’ın 100 km güneybatısındadır. Hüseyin bin Ali’nin döneminde El-Kadiriye ve Şat-ül Fırat olarak da bilinirdi. 2003 sayımına göre nüfusu 572,300′dür. El Kerbela eyaletinin başkentidir. Müslümanlığın Şii ve Alevi Mezheplerine göre Mekke, Medine ve Necef’ten sonraki en kutsal şehirdir. Kerbela Savaşı (Kerbela Olayı) burada cereyan etmiştir.


Etimoloji

Kerbela kelimesinin kökeni ile ilgili olarak birçok iddia ortaya atılmıştır. Birçok kimse tarih öncesi Asur lisanında (Akadca) karb (yakın) ve ala (Aramice: Allah) kelimelerinden türediğine inanır http://english.bayynat.org.lb/occasions/karbala.htmhttp://www.globalsecurity.org/military/world/iraq/karbala.htm[1]http://www.islamicdigest.net/v61/index2.php?option=com_content&do_pdf=1&id=1672. Bununla birlikte aralarında coğrafyacı Yakut el-Hamavi’nin de bulunduğu bir grup Arapça karbalat (yumuşak toprak) kökeninden geldiğine inanmaktadır http://www.uga.edu/islam/iraq.html. Ayrıca Farsça kaar (çalışmak) ve bolo (daha yüksek) kelimelerinden türediğine inananlar da vardır.


Referanslar

Tasarımında Google - Gaki no tsukai

Wednesday, July 23rd, 2008

Japonya’da bir tv kanalı için hazırlanan çılgınca ve orijinal komik şeylerin yapıldığı bir komedi programı.
Google Video ve Youtube’da en çok izlenilen komik videolar sıralamasında ilk sıralarda yer alan komedi mizah programı.

Amerikan yapımı Jackass’ın uzak doğu alternatifi olarak tanımlanabilir. Uzakdoğu kültürünün mizah ögelerinin işlendiği komedi programı.

videoları izlemek için link :
http://video.google.com/videosearch?q=gaki+no+tsukai&hl=en

Tasarımında Google gibi - Pencak Silat

Wednesday, July 23rd, 2008

Pencak Silat, Filipinler, Endonezya, Malezya, Brunei ve Singapur gibi Malay dünyasında uygulanan bir savaş sanatı. Kısaca Silat olarak da bilinir. Tam temaslı (full-contact) karşılaşmaları olduğu gibi gösteri ve spor olarak da uygulanabilmektedir. Sistem Hollanda’da yaygın olarak uygulanmaktadır.


Sistem

Pencak Silat duruşlar (sikap-sikap) ve hareketlerden (gerak-geri) oluşan bir sistemdir. Pencak Silat pratisyeni (Pesilat denir) dövüş sırasında çeşitli duruş ve hareketleri dönüşümlü olarak kullanarak rakibinin savunmasında bir açık yakalamaya ve hızlı ataklarla (serangan) rakibini diskalifiye etmeye çalışır. Çeşitli savunma ve atak tekniklerinin bulunduğu Silat’da dizler, dirsekler, yumruklar, ayaklar kullanılarak rakibe, tekme, vuruş, atışlar, eklem kırışları, savurma ve yere yıkma teknikleri uygulanır.

Uluslararası Pencak Silat Federasyonu (PERSILAT) Pencak Silat’ın uluslararası bir mücadele sporu olarak yaygınlaştırılmasına çalışmaktadır. Uluslararası federasyona bağlı olarak Avrupa Pencak Silat Federasyonu kurulmuş ve 1986′da Asya dışında Avusturya, Viyana’da ilk Pencak Silat Dünya Şampiyonluğu yapılmıştır. 2002′de Malezya Penang’da son Dünya Şampiyonluğu yapılmıştır.


Stiller

Pencak Silat’ın pek çok stili bulunmaktadır. Bazıları;

  • Silat Kalimah : Malezya’daki en eski Silat stillerinden biridir. M.S. 1118 yılında kurulduğuna inanılmaktadır. Eski Kedah Hanedanlığı zamanında Sultan ailesinin gizli sanatıdır ve Pak Yahya Said tarafından 1963′de kamuoyuna tanıtıldı.
  • WaliSongo Silat : Vuruşlar, yer dövüşü ve silah kullanımının da yer aldığı Geleneksel Endonezya Pencak Silat stili. Pendekar Steve Benitez tarafından Londra’da öğretilmektedir.
  • Silat Zulfikari : Kadiri Rufai Tarikatının savaş sanatı
  • Perguruan Pencak Silat Padjadjaran Nasional : Geleneksel batı Java stili.


Kaynakça

  • Wikipedia Silat maddesi
  • List of Silat Styles


Dış Bağlantılar

  • Silat Demo-Google Video
  • Penchak Silat FISFO Fushan
  • Pencak Silat Belgium

Makinasına - MSN Messenger

Wednesday, July 23rd, 2008

MSN’i geliştiren Microsoft’un çıkardığı anında mesajlaşma yazılımı’dır. PC’lerde MSN kelimesinden sonra geldiğine şahit oluruz. Messenger telefon gibi bir iletişim makinasına benzer fakat messenger’de oturum açıp parolanızı girip arkadaşlarınızla iletişim kurabilirsiniz. Diğer bir şekliyle de eğlenceye odaklanmış insanların tercihidir. Bunun nedeni ise içinde birçok oyun barındırması ve çeşitli şekilleri (msn ifadeleri), titreşim, göz kırpmaları ve arka planlarla ilgi çekici bir hale gelir.Ayrıca kamerayla (web cam) sevdiklerinizi görebilirsiniz ve mikrofonla konuşabilirsinizde.

Msn ifadeleri titreşim - CD çalar

Tuesday, July 22nd, 2008

CD çalar, CD üzerine kaydedilmiş sayısal (İng: Digital) müzik verilerini okuyarak bunları örneksele (İng: Analog) çeviren ve yükselticiye aktaran cihaz. Bir müzik setinin parçası olabileceği gibi sadece bu görevi üstlenmiş tek cihaz (İng: Deck) olarak da üretilmektedir.


Bileşenleri

  • Kasa, dışarıdan istenmeyen gürültüleri almaması için özel maddeler ile kaplanmış, alt kısmında titreşim önleyici ayaklar bulunan parçadır. Üst düzey cihazlarda özellikle ayaklar hem cihazın içindeki titreşim azaltılması hemde dışardan gelebilecek titreşimin cihaz içerisinde sese olumsuz etki yapmamasına yönelik farklı maddeler kullanılarak üretilirler. Kauçuk ve plastik bazlı özel maddeler olabileceği gibi, özel metal sivri ayaklarda kullanılmaktadır.
  • Çekmece, CD’yi cihazın içerisine alan özel çekmecelerdir. Basit CD çalarlarda plastik kullanılırken, pahalı cihazlarda alüminyum gibi farklı metallerden özel mekanizmalar geliştirilmiştir. Ayrıca bazı üreticiler üstten yüklemeli mekanizmalarında ayrıca bir kilitleme sistemi kullanarak istenmeyen titreşimleri yoketmeye uğraşmaktadırlar. Geliştirilmiş en önemli çekmece mekanizması TEAC firmasının geliştirdiği VRDS sistemidir.
  • Motor ve göz sistemi. CD üzerindeki veriler özel bir lazer ışını demeti ile okunurlar. Bu mekanizmanın hareketini sağlayan özel bir mekanizma vardır. Ayrıca CD’nin bağlı olduğu milin çevrilmesi de ayrıca başka bir motor mekanizması tarafından gerçekleştirilir. Tüm bu mekanizmalara elektrik, transformatörler vasıtası ile sağlanmaktadır. Üst düzey cihazlarda bu elektriksel yapı ayrıca izole edilir, mekanizmalara da titreşim önleyici eklemeler uygulanır.
  • Dijital analog çevirim katı. Bir CD çaların en önemli parçalarından bir tanesidir. CD üzerindeki veri amplifikatöre aktarılmadan önce mutlaka analoğa çevirilmelidir. Bu kat bu işlemi gerçekleştirmektedir. Şu an 24 bitlik özel çeviriciler kullanılarak ses kalitesinde önemli artışlar sağlanmıştır. Burada analoğa çevrilen veriler, farklı kablolama teknikleri ile amplifikatöre aktarılırlar. Bugün için yoğunlukla kullanılan çıkış tipleri: RCA, Toslink ve optik çıkışlardır.


Farklı Uygulamalar

  • Çıkış katında sesin bir ölçüde farklılaştırılması için lambalı çıkış katları kullanılmaya başlanmıştır. Çıkış katında sinyaller amplifikatöre ulaşmadan lambalardan geçirilerek seste değişiklikler yapılabilir. Son yıllarda sıklıkla uygulanmaya başlanmıştır.
  • Dijital analog çevrimi esnasında belirli bir anda belirli bir sinyalin çevrimi gerekmekte fakat şu an kullanılan teknolojilerde bu zamanlamada hatalar oluşabilmektedir. Bu yüzden dış saat düzenleyici adı verilen özel zamanlama üniteleri kullanılarak zamanlama hatalarının önüne geçilmeye çalışılmaktadır. Oldukça pahalı ama etkili bir yöntem olsa da, sadece belirli üreticiler tarafından üretilebilen bir çözümdür.
  • Mekanik ve elektronik kısım ile dijital-analog çeviricinin ayrılması. Bu uygulama da harici bir CD Transport ünitesi ve gene harici bir D.A.C. ünitesi kullanılarak farklı karakteristikteki parçaların birbirine olumsuz etkileri önlenmeye çalışılmaktadır. Bunlara ayrıca bir dış saat oluşturucu da bağlanabilmektedir. Şu an en iyi sesi veren CD çalarlar bu şekilde üretilse de, en yüksek maliyetli çözüm olduğundan yaygınlaşmamış ve sadece özel uygulamalarda kullanılabilmektedir.


Dış Bağlantılar

VRDS mekanizması [1]

Arama kutusuna - Korzo

Saturday, July 19th, 2008

Korzo sözcük olarak eski Yugoslavya ulus ve halklarının ortak bir geleneğidir. Her ne kadar genç erkeklerin ya da kızların kendilerine eş arama, tanışma ve flört etme gibi birtakım sosyal ilişkilerini temel alıyorsa da, aslında korzo değişik ulus ve halkları, çalışma yaşamları dışında da kaynaştırmaya yönelik hümanist bir gelenektir. Ancak uygulamada bunu görmek mümkün değildir. Kosova’da ve Makedonya’da çeşitli ulus ve halklara mensup insanların kentin en büyük ve tarihi caddesinde bir sıra halinde yürüyerek ortak bir sorunu tartışmaları beklenirken, uygulamada ise, insanlar kendi gruplarını oluşturmakta ve kendi dilleriyle, kendi ortak sorunlarını tartışmaktadırlar.

Plateau; - Fildişi Sahili

Saturday, July 19th, 2008

Fildişi Sahili Cumhuriyeti, kısaca Fildişi Sahili (Fransızca: Côte d’Ivoire), Batı Afrika’da yer alan bağımsız bir ülkedir. Liberya, Gine, Mali, Burkina Faso ve Gana ile komşu olan ülkenin nüfusu 18 milyon civarındadır.

Bölgenin en gelişmiş ülkesi olarak bilinen Fildişi Sahili kakao üretiminde dünya lideridir. Diğer önemli ürünleri kahve, kauçuk, petrol, ton balığı ve ananastır. Batı Afrika ekonomisine etkisinden ötürü başta Fransa ve son yıllarda da Amerika Birleşik Devletleri bu ülkenin politik problemlerini yakından izlemektedirler.

Fildişi Sahili 1960 yılında bağımsızlığına kavuşmuştur. Ülkeye bağımsızlığını kazandıran Félix Houphouët-Boigny 1983 yılında, doğum yeri olan Yamoussoukro’yu başkent ilan etmiştir. Félix Houphouët-Boigny buraya dünyanın en büyük bazilikasını inşa ettirdi (the Basilica of Our Lady of Peace of Yamoussoukro). Bu bazilika Vatikan’daki bazilikadan yedi kat daha büyüktür.


Demografi

Fildişi Sahili’nin resmi dili Fransızca’dır. Bundan yanısıra konuşulan 60 yerel lehçeden en yaygını Dioula lehçesidir.

2001 yılı tahminlerine göre ülke nüfusunun %35-40′ını Müslümanlar, %20-30′unu Hristiyanlar ve geri kalan %25-40′ını yerel dinlere inanlar oluşturur. CIA - The World Factbook: Cote d’Ivoire Erişim tarihi: 25 Ağustos 2007 Ayrıca, ülkede çalışan yabancı uyruklu işçilerin %70′i Müslüman ve %20’si de Hristiyan’dır. CIA - The World Factbook: Cote d’Ivoire Erişim tarihi: 25 Ağustos 2007

Ülkedeki etnik grupların oranı
Akanlar %42.1
Voltaikler (Gur) %17.6
Kuzey Mandlılar %16.5
Kroular %11
Güney Mandlılar %10
Diğerleri %2.8

  • 130.000 Lübnanlı
  • 14.000 Fransız


Yönetim

Fildişi Sahili’nin yönetim biçimi cumhuriyettir. 7 Ağustos 1960′da Fransa’dan bağımsızlığını ilan ettikten sonra ülkede çok partili başkanlık sistemi başlamıştır. 26 Ekim 2000′den bu yana cumhurbaşkanlığı Laurent Gbagbo ve 4 Nisan 2007′den beri başbakanlık görevini Guillaume Soro sürdürmektedir.

Vatandaşların Demokrat Birlik Partisi (UDCY), Fildişi Sahili Demokrat Partisi-Afrika Demokratlar Topluluğu (PDCI-RDA), Fildişi Sahili Halk Cephesi (FPI), Cumhuriyetçiler Topluluğu (RDR) ve Fildişi Sahili’nde Demokrasi ve Barış Topluluğu (UDPCI) ülkede siyasi faaliyet gösteren partiler arasında yer alır.

1983′den beri başkenti Yamoussoukro olmasına rağmen, Abican kenti ülkenin ticari ve idari merkezi olmaya devam etmektedir. CIA - The World Factbook: Cote d’Ivoire Erişim tarihi: 25 Ağustos 2007

Fildişi Sahili Anayasası 23 Temmuz 2000 tarihinde yapılan referandumda kabul edildikten sonra yürürlüğe girmiştir.


Ekonomi

Tarım sektöründe üretilen ürünlerin en önde gelenleri kahve, kakao tanesi, muz, palmiye çekirdeği, mısır, pirinç, manyok (tapyoka), tatlı patates, şeker, pamuk, kauçuk ve kerestedir.

Günde 32,900 varil petrol üreten Fildişi Sahili’nin toplam 220 milyon varil petrol rezervine sahip olduğu tahmin edilmektedir. CIA - The World Factbook: Cote d’Ivoire Erişim tarihi: 25 Ağustos 2007

Kentlerde işsizlik oranı %13 civarındayken, 6.738 milyonluk işgücünün %68′i geçimini tarımla sağlamaktadır. CIA - The World Factbook: Cote d’Ivoire Erişim tarihi: 25 Ağustos 2007

2006 yılında yapılan ihracat oranı
Fransa %18.3
Hollanda %9.7
Amerika Birleşik Devletleri %9.1
Nijerya %7.2
Almanya %14.2


Coğrafya


Doğal kaynaklar

Ülkenin en ömenli doğal kaynakları petrol, doğal gaz, elmas, mangan, demir cevheri, kobalt, boksit, bakır, altın, nikel, tantal, silisli toprak, kil, kakao, kahve, palmiye yağı ve hidrolik enerjidir.


Çevre sorunları

Bir zamanlar Batı Afrika’nın en geniş ormanlarına sahip olan Fildişi Sahili’nde kereste üretimini karşılamak için ormanlık alanlar ağır tahribe uğramaktadır. Ayrıca sanayi, tarım ve kanalizasyon sistemlerinden kaynaklanan atıklar ülkede su kirliliğine yol açmaktadır.


Bölgeler

Fildişi Sahili 19 bölgeye (régions) ayrılmaktadır:

</table>

Bu bölgeler ayrıca 58 şubeye (départements) ayrılır.


Ulaşım

Ülke genelinde inşa edilmiş olan 35 havaalanının 7 tanesi asfalt pistlere sahiptir.


Askeriye

Fildişi Sahili Savunma ve Güvenlik Güçleri (FDSC) kara, hava ve deniz kuvvetlerine sahiptir.

18 yaşını dolduran erkekler 18 ay süren zorunlu askerlik için göreve alınırlar.


Galeri


Ayrıca bakınız

  • Fildişi Sahili İç Savaşı
  • Fildişi Sahili Millî Futbol Takımı


Dış bağlantılar

  • Présidence de la République de Côte d’Ivoire - Fildişi Sahili Cumhurbaşkanlığı


Notlar

  1. Agnéby
    <li> Bafing
    <li> Bas-Sassandra
    <li> Denguélé
    <li> Dix-Huit Montagnes
    <li> Fromager
    <li> Haut-Sassandra
    <li> Lacs
    <li> Lagunes
    <li> Marahoué
    </ol></td>

    <li> Moyen-Cavally
    <li> Moyen-Comoé
    <li> N’zi-Comoé
    <li> Savanes
    <li> Sud-Bandama
    <li> Sud-Comoé
    <li> Vallée du Bandama
    <li> Worodougou
    <li> Zanzan

Ama biraz - Mortal Kombat: Armageddon

Friday, July 18th, 2008

mortal kombat armegeddon mortal kombatın yaptığı en yeni seridir.bu oyunda diğerlerinden daha çok (fazla) karakter açıktır.yani bunda mutaro goro onaga gibi büyük karakterlerin tümü neredeyse açıktır.mortal kombat dövüş serilerinde 1 2 3 4 5 deception ve birçok oyunu bulunmaktadır.ayrıca bu oyun satışa sürüldüğü ilk gün kapış kapış gitmiş ve daha birçok sipariş verilmiştir.bu oynda ama biraz bazı karakterlerin tipi değişiktir.ama midwaya göre(oyunun kurucu sponsoru)mortal kombat serilerini en iyi armageddondur.

Zekaya sahip arama motoru. - PageRank

Thursday, July 17th, 2008

PageRank, Google tarafından geliştirilen bir sayfa değerleme sistemidir. Bu sistemde her sayfanın 0 ile 10 arasında bir değeri vardır. Bu değer genel olarak özgün bir içeriğe, sayfaya verilmiş bağlantılara ve bağlantı veren sayfaların kalitesine bağlı olarak değişir.

Google Arama motoru, Stanford’da doktora yapan iki öğrenci, Larry Page ve Sergey Brin tarafından 1998 yılında kurulduğunda, arama sonuçlarını patentli PageRank™ tekniği üzerine geliştirdiler.

Sayfa Sıralaması (PageRank), sitenin doğal yapısına ve link içeriğine uygun olarak sitenin değerinin bir göstergesidir. Google, bir linki A sayfasından B sayfasına, B sayfası için A sayfasını kullanarak bağlar. Aynı zamanda sayfanın hakkının yenmemesi için bazı içerik analizl